KKTC’yi Sarsan Tüp Bebek Skandalı: Şüpheli Çocuk Sayısı 30’a Çıktı!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki bazı tüp bebek merkezlerinde, yabancı ailelerin tercih ettiği donörler yerine farklı kişilere ait sperm veya yumurtaların kullanıldığı iddia edildi. BBC’nin araştırmasına göre olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen şüpheli çocuk sayısı 30’a ulaştı.

19 Ağu 2026, 07:02 · 58 görüntülenme

KKTC’de Tüp Bebek Dosyasında Şoke Eden Gelişme: Şüpheli Çocuk Sayısı 30’a Yükseldi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki bazı tüp bebek merkezlerinde yabancı ailelerin seçtiği sperm veya yumurta donörleri yerine farklı donörlerin kullanılmış olabileceği iddiaları büyüyor. BBC’nin araştırmasına göre başlangıçta 7 çocuk üzerinden gündeme gelen şüpheli vaka sayısı en az 30’a ulaştı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) tüp bebek tedavisi gören yabancı ailelerin yaşadığı “yanlış donör” iddialarında yeni ayrıntılar ortaya çıktı. BBC tarafından aylar boyunca yürütülen araştırmada, çoğunluğu İngiliz ailelerin çocukları olmak üzere en az 30 vakada tedavi öncesinde seçilen donörlerden farklı kişilere ait sperm veya yumurtaların kullanılmış olabileceği öne sürüldü.

Ailelerin tedavi sürecine başlamadan önce kendilerine sunulan donörlerin fiziksel özellikleri, sağlık ve aile geçmişleri, eğitim durumları, kişilik özellikleri ve hobileri gibi çeşitli bilgileri inceleyerek seçim yaptığı belirtildi. Ancak bazı ailelerin çocukları dünyaya geldikten sonra fiziksel özelliklerde gördükleri farklılıklar nedeniyle şüphelenmeye başladıkları aktarıldı.

İlk iddialar 7 çocukla gündeme gelmişti

BBC’nin konuyla ilgili ilk araştırmasında KKTC’de tüp bebek tedavisi sonucunda dünyaya gelen 7 çocuk üzerinde durulmuştu.

Araştırmaya katılan ailelerin bir bölümü çocuklarına DNA testi yaptırmış, test sonuçlarının tedavi öncesinde kendilerine gösterildiğini belirttikleri donör profilleriyle uyuşmadığını ileri sürmüştü.

İlk araştırmanın öne çıkan vakalarından biri İngiliz Beth ve Laura çiftinin çocuklarıydı.

Aynı donör seçildi ancak çocukların biyolojik babaları farklı çıktı

Beth ve Laura, 2011 yılında çocuk sahibi olmak amacıyla KKTC’deki bir tüp bebek merkezinde tedaviye başladı. Çiftin, Danimarka merkezli Cryos International sperm bankasında “Finn” adıyla tanıtılan anonim bir donörü tercih ettiği belirtildi.

Çocuklarının biyolojik olarak kardeş olmasını isteyen çift, ikinci tedavide de aynı donörün kullanılmasını talep etti. Tedaviler sonucunda Kate ve James dünyaya geldi.

Ancak çift, özellikle James’in fiziksel özelliklerinin kendilerine gösterilen donör profiliyle uyuşmadığını düşünerek yıllar sonra DNA testine başvurdu.

Test sonuçlarının Kate ve James’in aynı sperm donöründen dünyaya gelmediğini gösterdiği aktarıldı. İngiliz hukuk sisteminin kabul ettiği laboratuvarlarda gerçekleştirilen sonraki testlerde de iki çocuğun aynı biyolojik babaya sahip olmadığı sonucuna ulaşıldığı bildirildi.

Şüpheli çocuk sayısı en az 30’a yükseldi

İlk haberlerin yayımlanmasının ardından BBC’ye başka ailelerin de başvurmasıyla araştırmanın kapsamı genişledi.

Yeni araştırmada, yanlış sperm veya yumurta donörü kullanılmış olabileceğinden şüphelenilen çocuk sayısının 7’den en az 30’a yükseldiği bildirildi.

BBC’nin aktardığı bilgilere göre bu çocuklardan 15’inin aileleri aynı merkezde tedavi gördü.

Haberde söz konusu hastaların önemli bir bölümünün tedavi süreçlerinde Dr. Firdevs Uğuz Tip, Dr. Şevket Alptürk ve uluslararası hasta koordinatörü Julie Hodson’un görev aldığı belirtildi.

Dr. Firdevs Uğuz Tip, herhangi bir usulsüzlük yaptığı yönündeki iddiaları reddetti. Tip’in ilk araştırmada sperm siparişlerinden kendisinin sorumlu olmadığını ve Beth ile Laura’nın donör tercihine ilişkin talebin kendisine iletilmediğini söylediği aktarıldı.

Şevket Alptürk ve Julie Hodson’un ise BBC’nin yeni araştırması kapsamında kendilerine yöneltilen sorulara yanıt vermediği bildirildi.

11 çocuğa DNA testi yapıldı

Araştırmada dikkat çeken bir diğer ayrıntı DNA testleri oldu.

BBC’ye göre şüpheli 30 çocuktan 11’ine ticari DNA testleri uygulandı. Bazı testlerde ortaya çıkan genetik kökenlerin, ailelere tedavi öncesinde gösterilen donör profilleriyle uyuşmadığı belirtildi.

Bazı çocukların DNA sonuçlarında Türkiye, çevre ülkeler ve Güney Avrupa ile bağlantılı genetik kökenlerin tespit edildiği aktarıldı.

Bu sonuçların tek başına belirli bir donörün kimliğini kesin olarak ortaya koymadığı, ancak ailelerin seçtiklerini düşündükleri donörlerin kullanılıp kullanılmadığına ilişkin şüphelerini artırdığı belirtildi.

13 yıl sonra yaptırdığı DNA testi şüphelerini artırdı

BBC’nin yeni araştırmasında Rachel isimli İngiliz bir kadının yaşadıklarına da yer verildi.

Rachel’ın 2012 yılında 39 yaşındayken KKTC’de tüp bebek tedavisi gördüğü ve yaklaşık 4 bin euro ödediği belirtildi. Tedavi öncesinde kendisine sunulan seçenekler arasından Danimarkalı bir sperm donörünü tercih ettiği aktarıldı.

Oğlu Jonah dünyaya geldikten sonra çocuğunun bazı fiziksel özelliklerinin seçtiği donörün profiliyle örtüşmediğini düşünen Rachel, yıllar boyunca bu konuda şüphe yaşadı.

Yaklaşık 13 yıl sonra yapılan DNA testinde Jonah’ın Rachel’ın biyolojik oğlu olduğu doğrulanırken, sonuçların seçildiği belirtilen Danimarkalı sperm donörünün profiline ilişkin beklentilerle uyuşmadığı bildirildi. BBC, test sonuçlarında Türk ve Güney Avrupa bağlantılı genetik kökenlerin görüldüğünü aktardı.

Aileler gerçek donörlerin kim olduğunu öğrenmek istiyor

Yaşanan gelişmeler aileler açısından yalnızca biyolojik köken tartışmasını değil, sağlık açısından da önemli soru işaretlerini gündeme getirdi.

Aileler, çocuklarının gerçek biyolojik donörlerinin kim olduğunu bilmedikleri için donörlerin sağlık geçmişleri, genetik hastalıkları ve taşıyabilecekleri kalıtsal riskler konusunda bilgi sahibi olmadıklarını belirtiyor.

Bu nedenle aileler gerçek donörlerin belirlenmesini ve sağlık ile genetik geçmişlerine ilişkin bilgilerin kendileriyle paylaşılmasını talep ediyor.

Cryos International iddialara ne dedi?

Bazı ailelerin tercih ettiğini belirttiği donörlerin kayıtlı olduğu Danimarka merkezli Cryos International da BBC’nin ilk araştırması sırasında açıklamada bulundu.

Şirket CEO’su Ole Schou, sperm örneklerinin birbirine karışmasını engellemek amacıyla çeşitli güvenlik prosedürlerinin uygulandığını belirtirken, insan faktörü bulunan hiçbir sistemde yüzde 100 garanti verilemeyeceğini ifade etti.

Schou ayrıca şirketin yaklaşık 45 yıllık geçmişinde bu tür bir hatanın kayıtlara geçmediğini bildirdi.

BBC’nin görüştüğü Avrupa’daki üreme sağlığı uzmanları ise tüp bebek tedavilerinde yanlış donörün kazara kullanılmasının oldukça nadir görüldüğünü, aynı tedavi ekibiyle bağlantılı birden fazla benzer vakanın ortaya çıkmasının kapsamlı şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti.

KKTC Sağlık Bakanlığı soruşturma başlatmıştı

İlk iddiaların kamuoyuna yansımasının ardından KKTC Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili resmi soruşturma başlatmıştı.

Bakanlık, tüp bebek merkezlerinde yürürlükte bulunan yasa ve yönetmeliklere aykırı herhangi bir uygulamanın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılacağını açıklamıştı.

Başlangıçta 7 çocukla gündeme gelen iddiaların yeni araştırmayla en az 30 çocuğa ulaşması, soruşturmanın kapsamının genişletilip genişletilmeyeceği ve geçmiş yıllarda aynı merkezlerde tedavi gören diğer ailelerin durumlarının da incelenip incelenmeyeceği sorularını gündeme taşıdı.

Aileler ise tedavilerinde seçtikleri donörlerin kullanılıp kullanılmadığının kesin biçimde ortaya çıkarılmasını, çocuklarının gerçek biyolojik donörlerinin belirlenmesini ve olası bir farklılığın nasıl meydana geldiğinin açıklığa kavuşturulmasını istiyor.

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yazın.